nitrat kirliliği

Sularda 45 ppm’den fazla miktarda nitrat bulunması bebeklerde akut zehirlenmelere yol açabilir. Amerika Çevre Koruma Ajansı (USEPA) bebeklerde methemoglobinden korumak amacıyla içme sularında Nitrat konsantrasyonun 10 mg/l NO-N olarak belirlemiştir. Ülkemizde Türk Standartları TS 266’ya ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre içme sularında Nitrat için limit değer 50 mg/l olarak belirlenmiştir. Canlılarda kanserojen etkiye sahip olan nitrozaminlerin başlıcaları; dimetilnitrozamin (NDMA), dietilnitrozamin (NDEA), nitrozoprolidin (NPyr) ve nitroozopiperidin (NPIP), nitrosoprolin (NPRO)’dir. Bunun yanı sıra gıdalarla alınan C ve E vitamininin N-nitrozo bileşiklerinin alınmasına bağlı kanser olaylarını azalttığı belirtilmiştir .

 İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında sınır değer nitrat için 50 mg/l, nitrit için 0,5 mg/lt’dir. Avrupa Halkları İçme Suyu Yönetmeliği’nde belirtilen değerler nitrat ve nitrit için sırasıyla 50 mg/l ve 0,5 mg/l, Amerikan Çevre Koruma Ajansı sınır değerleri 45 mg/l Nitrat ve 1 mg/l NO-N olarak ve Dünya Sağlık Örgütü kısa surely maruziyette 50 mg/lt ve 3mg/lt olarak Kabul etmiştir.

Ayrıca “Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliligine Karşı Suların Korunması Yönetmeligi’nde nitrat kirliliğine karşı suların korunması amacıyla 50 mg/lt nitrat konsantrasyon sınırı bulunmakta olup bu standardı aşan alanlar hassas alan olarak kabul edilmektedir. Nitrat yeraltı sularında ve yüzey sularında doğal olarak veya antropojenik kaynaklı olarak bulunmaktadır. Bitkisel ve hayvansal atıkların parçalanması, katı atık deponi alanlarından gelen sızıntı sular, evsel ve endüstriyel kaynaklı atıksular (nitrik asit, azotlu gübre endüstrileri vs.), tarımda gübre kullanımı ve sulama yüzey akış suları, yüzey ve yeraltı sularında nitrat kirlenmesinin temel kaynaklarını oluşturu Atmosferde %78 oranında bulunan azot gazı ve %21 oranında bulunan oksijen değişik şartlarda tepkimeye girerek azot oksit ürünler verirler. Bunların başlıcaları, kısaca NOx da denilen, azot monoksit (NO) ve azot şeklinde yoğunlaşarak atmosferden yere inerken azot dioksitle birleşir ve çok güçlü korozif (aşındırıcı) etkisi olan nitrik asit yağmuru oluştururur. Asit yağmurları insan ve çevre sağlığı açısından telafisi güç zararlara yol açabilmektedir. Göller, nehirler ve okyanuslar gibi su kütlelerini ve buralarda yaşayan sucul canlıların hayatını olumsuz etkilemekte, toprak yapısını ve ormanları da tahrip etmektedir. Sanayi Devrimi ile beraber atmosferde birikmeye başlayan başta CO olmak üzere diğer sera gazlarının, metan, azot monoksit ve kloroflorokarbonlar vd. yeryüzünden yansıyan uzun dalgalı ışınları tutması nedeniyle ortalama yüzey sıcaklıklarında belirgin bir artışa neden olurlar. Nitekim son yüzyılda küresel sıcaklıkta 0,8 C°’lik bir artış olmuştur NOx’ların başlıca kaynakları, kömür ve petrol gibi karbonlu fosil yakıtların yanması ve orman yangınlardır. Fosil yakıtların yanmasıyla motorlu araçların egzoz borularından ve fabrika bacalarından atmosfere karışan azot NO’yu oluşturur.Renksiz bir gaz olan NO, çok kolay bir şekilde oksitlenerek azot dioksite dönüşmektedirBu gazın etkisiyle bitkilerde ortaya çıkan belirtiler, kenarlarında kahvakahve ve koyu kahve renkli yanmalar ve lekelerdir. İleri aşamalarda yapraklar solmakta, klorofil ve nişasta yok olmakta ve karotinler parçalanmaktadır. 

Sularda azot bileşiklerinin fazla olması balık hayatı ve diğer sucul yaşam üzerinde de toksik etki yapmaktadır. İyonize olmamış amonyağın toksik etkisinin bulunduğu, amonyum iyonunun ise böyle bir etkisinin olmadığı bilinmektedir. 0,2 mg/l ‘nin üstündeki serbest amonyak çeşitli balık türlerinde ölüme sebebiyet verebilir. 

Hatalı şehirleşme ve sanayileşme, nadas sistemi uygulanması, anızların yakılması, gerektiğinden fazla tarımsal ilaç ve gübre kullanılması, arıtılmamış evsel ve endüstriyel atıksuların sulama suyu olarak kullanılması, çöp depolama sahaları, endüstriyel diğer atıklar, madenler ve maden ocakları, radyoaktif maddeler, asit yağmurları gibi faktörler toprakta kirlilik sorunları doğurmaktadır. Toprak kirliliğinde en önemli faktör, toprak reaksiyonunun asitleşmesidir. Atmosfere yayılan kükürtdioksit ve azotdioksit gazlarının neden olduğu asit yağmurları toprağın kimyasal yapısını ve biyolojik koşullarını etkilemektedir. Toprağın yapısında bulunan kalsiyum, magnezyum gibi elementleri yıkayarak taban suyuna taşımakta, toprağın zayıflamasına ve zirai verimin düşmesine neden olmaktadır. Azot bileşiklerinin toprakta bitkilerin ihtiyacından fazla olması da toprağın asitleşmesinde rol oynamaktadır. Asit yağışları, kırsal ve kentsel alanlar üzerinde çeşitli olumsuz çevresel etkilere neden olur. Geçtiği yerlerdeki yeşil alanları kurutur, ormanlar, tarımsal ürünler üzerinde ve metal yapılar üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Yağış etkisi ile ormanlık alanlarda ağaçların yaprakları üzerine çok miktardaki parçacık yapışarak, kimyasal özelliği nedeni ile yaprakları yakar. Yapraklar işlevini yerine getiremez ve özümleme yapamaz. Dolayısıyla hayatını devam ettiremeyerek kurur 

Nitrat ve nitritlerin çevre toksikolojisi yönünden önemi, insan ve hayvanlarda alınan doza bağlı olarak meydana getirdikleri akut ve kronik nitrat ve nitrit zehirlenmesi ile ilgili olarak değerlendirilmektedir. Besinler ve su yoluyla vücuda alınan nitratlar, kısmen bağırsak florasındaki mikroorganizmlar ve kısmen diğer bazı faktörler tarafından hidroksilamine ve amonyağa indirgenirler. Asit ortamda nitratın bu indirgenme ürünü olan aminler ve amidlerle reaksiyona girerek N-nitroso bileşiklerini oluşturur. Bu bileşiklerin ise insan ve hayvanlarda kanserojen etkileri olduğu bilinmektedir 

Nitratın toksititesi nitrite oranla daha düşük olarak kabul edilir. Ancak, asit ortamda nitratın indirgenme ürünü olan hidroksilamin amidler ve aminler ile reaksiyona girerek, kanserojen olarak bilinen N-nitroso bileşiklerini oluşmasına neden olmaları sebebiyle önem arz etmektedir. Gıdalarla nitrat alımı daha çok sebze ve işlenmiş etler aracılığıyla gerçekleşir. Sebzelerdeki nitrat oranı, sebzenin türüne, nasıl ve nerde yetiştiğine bağlı olarak değişmektedir. 

Türk gıda mevzuatına göre, et ürünlerine katılacak nitrit miktarı 200 mg/kg, nitrat miktarı ise 500 mg/kg ile sınırlandırılmış. Dünya sağlık teşkilatı, (WHO), içme sularında nitrat miktarının litrede 45 mg'ı geçmemesini, taze sebzelerde kg'da 300 mg'dan fazla nitrat bulunmamasını önermektedir. Türk gıda mevzuatına göre, kaynak sularında 25 mg/l ve içme-kullanma sularında 45 mg/l nitrata izin verilmektedir. 



DİĞER YAZILARIMIZ:

- nitrat kirliliği

- Sağlık için spor güncel kavramlar.

- Sigara hakkında bunları biliyormusunuz ?

- HASTAYA GÖRE DİYALİZ NEDİR?

- FOSFOR

- Hemodiyaliz hastalarında kanın alınması, saklanması ve gönderilmesi sırasında dikkat edilecek noktalar