OZON TEDAVİSİ

OZON TEDAVİSİ:

 Ozon tedavisi günümüzde geniş uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Ancak  bu tedavi yöntemini uygulayan çevreler ozonu panacea ( Yunan Mitololojisinde  bir şifa tanrıçası) olarak sunmakta ve topluma karşı imkansız beklentilere sebep olmaktadırlar. Türkiyede henüz konu ile ilğili resmi bir düzenleme yoktur. Ozon FDA tarafından onaylanmamıştır.

 

Ozon(O3) üç oksijen atomundan oluşan, kararsız, depolanamayan, çok açık mavi renkli, keskin kokulu ve havadan daha agır bir gazdır. Adı Yunancada ‘koku yayan’ anlamına gelen ‘’ozein’’ kelimesinden türemiştir. Oksidan ajanlar arasında  florin ve persülfattan sonra üçüncü en güçlü oksidan maddedir. Ozon gazı  1839 yılında Alman  kimyacı Christian Friedrich Schönlein tarafından keşfedilmiştir. Tıpta kullanımı Birinci Dünya Savaşı sırasında başlamıştır.

Ozonu vücuda verilen “kontrollü” oksidatif stres olduğunu söyleyebiliriz. Solunum yolu hariç tüm yollardan ozon tedavisi uygulanabilir. Bugün ensık uygulanan ozon tedavi yöntemi, hastanın kendi kanını belirli konsantrasyonlarda ozona maruz bıraktıktan sonra geri verilmesidir. Ozonun etkisi küçük dozlarda verilerek vucudumuzdaki antioksidan sistemi harekete  geçirmek suretiyle  olur. Buna tedavi edici şokta diyebiliriz.

Ozonun  zararlı ve tedavi edici  etkisi olmayan  konsantrasyonları bulunmaktadır. Günümüzde tedavi edici miktarları, 5 ile 60 μg/ml arasında oldugu kabul edilmektedir. Bu aralık lokal ve sistemik uygulama tekniklerinde geçerlidir. Normalde haftada 2 kez ozon tedavisi uygulanır. Ancak hergün yada haftada 3 kez yapıldığı tedavi şekilleri de vardır. Etki devamlılığı için  her yıl aynı dönemlerde tekrarlanmalı veya  ikiayda bir tekrar dozları yapılmalıdır.

 Madrid‘de 2010 yılında yapılan akedemik toplantıda ozonla ilğili birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Bu toplantıda, ozon tedavisine duyarlı hastalıklar  tedavi başarısına göre üç kategoriye ayrılmıştır :

 Birinci kategorideki hastalıklar

a) Osteomiyelit, plevral amfizem, fistülün eşlik ettiği abseler, enfekte yaralar, bası yaraları, kronik ülserler, diyabetik ayak ve yanıklar.

b) İlerlemiş iskemik hastalıklar.

c) Yaşa bağlı maküler dejenerasyon (atrofik form).

d) Ortopedik hastalıklar ve lokal osteoartrit.

e) Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji.

f) Stomotolojide Ağız boşluğundaki kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar için.

g) Özellikle antibiyotiklere ve kimyasal tedavilere dirençli bakterilerin, virüslerin mantarların neden oldukları olmak üzere akut ve kronik enfeksiyöz hastalıklar (hepatit, HIV-AIDS, herpes ve herpes zoster enfeksiyonu, papillomavirus enfeksiyonları, onikomikozis ve kandidiyazis, giardiyazis ve kriptosporidiyozis). Bartolinit ve vajinal kandidiyazis.

 

Bu patolojilerde, ozon tedavisi olguya göre ya tek başına  ya da özgün tedaviye destek olarak kullanılmaktadır.

İkinci kategorideki hastalıklar

a) Kansere bağlı yorgunluk.. Bununla birlikte, ozon tedavisinin kanser üzerindeki terapötik etkisi henüz gösterilememiştir. Bu kanserlerin tamamında, ozon tedavisi normal ilaç tedavisiyle birleştirilmiştir. Tek başına kullanımına  yönelik bilimsel kanıtlar bulunmamaktadır.

b) Astım.

Üçüncü kategorideki hastalıklar

Aşağıdaki hastalıkları içermektedir:

a) Otoimmün hastalıklar (multipl skleroz, romatoid artrit, Crohn hastalığı)

b) Senil demans (yaşlılığa bağlı bunama)

c) Akciğer hastalıkları: amfizem, kronik obstrüktif pulmoner hastalık, idiyopatik pulmoner fibrozis ve akut respiratuar stres sendromu.

d) Deri hastalıkları: Psöriyazis (Sedef) ve atopik dermatit.

e) Kanser metastazı

f) Ağır sepsis ve çoklu organ yetersizliği.

Bu olgularda, tedavi başarısıyla ilğili klinik kanıt bulunmamaktadır.

 

 Ensık rastlanılan yan etki  hemolizdir. Tedavi dozlarında bu oran %0,4-1,2 arasında tanımlanmıştır.Ancak bu miktar bir  hemolizin yararlı ve istenilen bir şey olduğuda savunulmaktadır. Gaz embolisi genellikle  uygulama hatalarına bağlı olarak görülebilir.

 Ozon tedavisinin mutlak  yapılmaması gereken durumlar : Ciddi G-6PD eksikliği(favizm), hamilelik, ACE inhibitörü tansiyon ilacı kullanımı, hipertiroidizm, trombositopeni

 

Klinik tecrübeler göstermiştirki; ozon tedavisini damar tıkanılığında ,dizlerdeki kireçlenmelerde, yara iyileşmelerinde, akciğer yetmezliklerinde son çare olarak kullanılabilinir. Kronik yorğunlukta doping etkisinden yararlanılabilinir.

 

Sonuç olarak ozon tedavisi yeni bir ilaç  gibi ciddiye alınmalı ve gerekirse faz çalışmaları başlanılarak güvenliği ve uyğulanabilirliği denetlenmelidir. Uygulama bu  konuda bilgili ve tecrübeli doktorlar tarafından yapılmalı ve bir mucize olarak düşünülmemelidir.